

Japonya da peş peşe meydana gelen felaketler ve sonrasında yaşananlar, gözleri bu ülkeye çevirdi. Depreme alışık olan Japonlar önce 9 şiddetinde bir depremle sarsıldı. Hemen arkasından gelen tsunami ile dev dalgalar şehirleri yuttu.
Gerçek büyük felaket Fukiyama kentindeki nükleer santralin patlaması ile meydana geldi. Dünya, günlerce buradaki gelişmelere kilitlendi. Nükleer santraldeki patlamanın kontrol altına alınıp alınmadığı en önemli gündem maddesi olarak bizleri günlerce meşgul etti. Yakın tarihinde Çernobil faciasını yaşayan ülkemiz bu gelişmeleri tam da nükleer enerji tartışmalarının yaşandığı bir dönemde yaşadı.
Nükleer enerji nedir, lazım mıdır, nereye yapılmalıdır, ya patlarsa gibi sorular şimdi zihinleri meşgul ediyor. Nükleer enerji, nükleer teknolojinin bir uygulama alanıdır. Ancak o kadar önemlidir ki diğer nükleer teknolojilerin ilerlemesi ile doğrudan ilgilidir. Sağlık, endüstri, savunma, tarım ve hayvancılık gibi geniş bir sahada kullanılan nükleer teknoloji elbette her ülke için gerekli. Nükleer teknoloji ile nükleer enerji ve nükleer reaktörler arasında sıkı bir bağlantı var. Birbiri ile bağlantısı yönünden bu iki kavramı diğeri olmadan anlamak zordur. Buradan hareketle bu yazımızda, nükleer teknoloji ile nükleer enerji arasında, tehditten teknolojiye, kirlilikten güven ve emniyete, orta bir yolun varlığı üzerine sorular üreteceğiz.
Nükleer Enerji Faydalı Diyenler:
• Potansiyel rezervleri yüksektir. Bu günkü rezervlerin en az 150 yıl yeteceği hesaplanmıştır. Hâlbuki petrolün sadece 40-50 yıllık rezervi kalmıştır.
• Hammadde hacmine göre çok yüksek miktarda enerji sağlar. 1 kg kömürden 3 kWh, 1 kg petrolden 4 kWh elektrik enerjisi üretilmekteyken 1 kg uranyumdan ise 50.000 kWh elektrik enerjisi üretilmektedir (TAEK, 2000: 21).
• Nükleer santraller diğer santrallere göre daha az arazi kullanır.
• Nükleer enerjide yakıtın on yıl depolanma kolaylığı vardır. Dolayısıyla dış bağımlılığı azaltma imkânı bulunmaktadır (TAEK, 2000: X).
• Nükleer silah üretmek için bir nükleer santrale ihtiyaç yoktur. Başka bir anlatımla nükleer santraller nükleer silah yapımı için uygun tesisler değillerdir. (TAEK, 2000: XIX).
• Sonuçları yıkıcı olmasına karşın kaza riski azdır. (Aybers, Bayülken, 1997: 33).
• Çevreci bir enerjidir. Fosil yakıtlar kadar kirletici değildir.
Nükleer Enerji Zararlı Diyenler:
• Radyoaktivite nedeniyle gerek üretimden önce, gerek üretim aşamasında ve gerekse atıklar nedeniyle tehlike arz eder. Atıklar zehirliliğinin %99 unu 600 yıl sonra kaybetmektedir (Cohen, 1996: 136).
• Çok fazla atık madde kalmaktadır. Örnek olarak 1 ton uranyum elde edilmesinden sonra geriye 20 bin ton atık madde kalır.
• Kullanılmış yakıt atıklarının taşınması bile çok tehlikelidir. (Cohen, 1996a: 183). Öte yandan ticari nükleer reaktör atıklarının nihai depolanması uygulamaya geçmemiştir (Tanrıkut, 2001: 41).
• Santralleri belirli coğrafi özellik taşıyan yerlerde kurulmak zorundadırlar. Hammaddenin yer seçiminde önemi yoktur. Bu konuda asıl önemli olan pazar ve soğutma suyuna yakınlıktır. Bu nedenle deniz ve göl kıyıları, haliçler, büyük akarsu kıyıları uygun coğrafi mekânlardır.
• Pazar konusunda ise sanayi bölgelerine yakınlık önemlidir (Tümertekin, Özgüç, 1999:420).
• Nükleer santrallerde kaza riski yüksektir. Risk, büyük afetlerle daha da artar.
• Teknik arızalar nedeniyle radyoaktif kirleticiler çevreye ve havaya yayılmak suretiyle büyük zararlara yol açarlar. Çernobil kazası insanlığın önüne acı bir tecrübedir.
• Nükleer güç insanlık için çok büyük tehlikedir. Atom, hidrojen ve nötron bombaları sırasıyla yakıcı etkileri artacak şekilde hep bu gücün eseridir.
• Tesisin çok fazla olacak ağırlığını çekebilecek temellere oturtulması gerekir. Dolayısıyla zemin tabiatı yer seçimini etkileyebileceği gibi, tesisin kuruluşu esnasında getirilecek parçalar için deniz ulaşımı tercih edilir (Tümertekin ve Özgüç, 1997: 456).
Kaynak: insanvehayat.com
